bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bayan bursa escort bursa escort escort bursa escort İstanbul escort şişli escort beylikdüzü escort sakarya escort escort sakarya izmit escort diyarbakır escort bayan kadıköy bayan escort bodrum escort escort bodrum porno film izle porno türkçe porno porno sex türbanlı porno
bahis sitesi kaçak bahis kaçak iddaa
Bugun...


Halil Güngör Dokuzlar

facebook-paylas
Dosta Dair
Tarih: 26-06-2019 11:22:00 Güncelleme: 26-06-2019 11:26:00


Bir insanın dostum veya arkadaşım diye hitap edip, başkalarına takdim edebilmesi kadar güzel bir paye yoktur sanırım insan denilen varlık için.

Sosyal bir varlık olması için yaratılmıştır aslında insan, topluluk oluşturabilsin toplum içinde bir şeyler üretebilsin diye, sonra sınıflandırılmıştır veya kendi sınıflandırmıştır kendisini.

Önce renklere, sonra ırklara, sonra inançlara vesaire vesaire..  Dünya yüzeyinde ne zaman göründü ne zaman çoğaldı ne zaman farklı işler yaptığı bilgisi ise kesin bir delil ile konmuş değildir. Kutsal kitaplarda bile bu konu tam net değildir. Âdem ilk insan mıdır? Yoksa!  Bir topluluk içinde,  Tanrı bilincini yakalamış, bulunduğu topluluğu aydınlatma sosyal statü kazandırması için seçilen elçi mıdır? Aslında paylaşmak istediğimiz ne ilk insanın kim olduğu, ya da ne zaman yaşadığı konusu değildir, fakat burada önemli olan insanın ne zaman sosyal bir varlık olmaya başladığıdır. Tek başınıza hiçbir şeysiniz mutlaka başka bir varlığa canlıya ihtiyaç duyarsınız zira kodlamamızda sanırım bir canlıya mutlak bağlanmamız gerektiği konmuş. Buna dost diyebilirsiniz, arkadaş diyebilirsiniz, sırdaş diyebilirsiniz, eşim diyebilirsiniz burada söylemin ve kavramın ne olduğundan çok hissiyatın, bağlılığın, paylaşabilme kudretinin oluşmasıdır ki kişiyi tanımladığınız bu sıfatın değerini bulabilmesidir.

Her bireyin dostu, arkadaşı, çoktur önce en yakın çevrede başlar ilişkiler sonra halka halka büyür gider, sayılar çoğalır ama dostum veya can arkadaşım veya kardeşim benim gibi birincil kişi sayısı sanırım birkaç taneyi geçmemiştir, hayatımızın her kademesinde…  Sanıyorum ki; artık ülkemizin geçtiği bu süreçte arkadaşlığa, dostluğa, kardeşliğe çok ihtiyaç var. Hem de küçümsenmeyecek kadar.. Mahalle kültürümüzden uzaklaştık, kendimize surlarla çevrili statülerin aynı olduğu insanların yaşadığı siteler kurduk, sonra paylaşmaktan uzaklaştık. Telefonlarımız oldu hafızaları çok kuvvetli içine çok şeyler koyduk ama sevgiyi, saygıyı, muhabbeti koyamadık. Sanal arkadaşlarımız dostlarımız oldu mesela onlarca yüzlerce binlerce yediğini, yemediğini, giydiğini, giymediğini, hatta tüm aile fertlerini tanıdık ama sadece sanalda, acılarını paylaştık sevinçlerini paylaştık ama sanalda, gerçek hayatta hiç birisi yok görsek acaba beni tanır mı? Ben sizin bütün paylaşımlarınızı beğeniyorum beni tanıdınız mı? Diyebilir miyiz? sorabilir miyiz? Çok zor değil mi? tabi istisnalar hariç. O nedenle gerçek o birkaç tane kalmış olsa bile dostlarımıza arkadaşlarımıza sahip çıkmak lazım diye düşünüyorum. İki güzel söz ile yazıma son veriyorum.

Güller, laleler bütün çiçekler solar.

Çelik ve demir kırılır ama sağlam arkadaşlıklar ne solar ne de kırılır. ( Nietzsche)

Günün birinde hepimiz sonsuza kadar susacağız, onun için sevdiklerinize şimdi Seni seviyorum demekten çekinmeyin. ( Albert Schweitzer) 

Halil DOKUZLAR / Kocaeli 26 Haziran 2019

 




YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HAVA DURUMU
HABER ARA
YUKARI